Archive for Kasım, 2007

Pazarlama Blogları Karnavalı – 2.Hafta

Pazarlama Blogları Karnavalı Kasım 26th, 2007

 

Pazarlama Blogları Karnavalı’nın 2.Haftası’na hoşgeldiniz!

Hüseyin’in muhteşem başlangıcından sonra sıra ben de…

Elimden geldiğince iyi ağırlamaya çalışacağım sizleri, istediğiniz gibi içeri girebilir, canınızın istediği yere oturabilir, kendi blogunuz gibi gezebilirsiniz efendim :)

Bu hafta Pazarlama Blogları her zamankinden daha güzel geliyor bana nedense :)

Sizleri kısa bir geziye davet ediyorum, şöyle buyrun:

 

 

Öncelikle karnavalı başlatan Hüseyin Kılıç‘ın Plato ve perakendecilik bağını kurarken, Osmanlı ve ticaret ilişkisini de irdelediği "Plato ve Osmanlı" yazısıyla başlıyoruz. Hüseyin, Plato’nun kanunlarından yola çıkarak, ticarete ve perakendeciliğe bakış açısını inceliyor ve bunun Osmanlı’da nasıl vücut bulduğunu bize çok güzel bir dille anlatıyor.

Hüseyin Kılıç’ın Plato-Ticaret-Osmanlı üçgeninden Zeynep Özata hocamızın bloguna uğruyoruz.Zeynep hocamız bu hafta yeni bir yazı yazmadığından daha önceki yazılarından "12. Ulusal Pazarlama Kongresi"ni anlattığı yazısına bir uğruyor, kendisine haftaya misafiri olacağımızı da hatırlatıyoruz.

Sırada Murat Tanören’in BenceWOM’u var. Bir süredir Facebook üzerine yoğunlaşmış Murat ve bunlardan birinde çok önemli bir makaleyi bizimle paylaşmış: "Facebook’ta kendini ve şirketini pazarlama yolları". Google’ın adwords hizmetinin etkinliğinden sonra benzer bir mantıkla işleyen facebook flyer’larını da irdelediği yazıda, Facebook’u pazarlama odaklı kullanmanın yollarını Murat’a kulak vererek öğrenelim bu hafta.

İlk karnavalın fikir babası Özgür Alaz, "Turkcell’den Ilham Verici Kampanya Kurgulari" başlıklı yazısında Turkcell’in reklam kampanyalarını inceliyor, bizlere de GSM gibi ağır rekabetin yaşandığı bir alanda ve rakiplerin sürekli fiyata oynadığı bir alanda, Turkcell’in fiyat savaşına girmeden pazar payını korumayı nasıl başardığını anlatmakta.

Özgür Alaz’ın Turkcell kampanyalarını incelediği yazısının ardından Emine Can, TRaumbilDesign‘ında "Fikri Olan Hiç Durmasın" diyor ve fikri olanları Bilkent Üniversitesi’nin Girişimcilik Yarışması’na davet ediyor. Ödüllü yarışmada ya bir ürün yaratmamız ya da var olan bir ürünü yeni fikirlerle geliştirmemiz isteniyor.

Pazarlama Cadımız Burcu Tüzün ise bu hafta pazarlamanın da, pr’ın da aciz kaldığı bir konuda "Aslında herkesin dilinde sakız olan "sektörü büyütmek" konusunda yazmıştım. Malum pazarlama sektöründe konferans mevsimi… Ama bugün ağabeyimle maçtan hemen önce buluştuğumuzda konuştuklarımız içimi öyle acıttı ki kararımı değiştirdim. Üzgünüm kuralı bozuyorum. İçim o kadar acıdı ki bu karnavala pazarlamayla ilgili bir yazıyla katılamadığım için beni affedin. Konum pazarlamanın inemediği bir nokta: vicdan…Kesip kırpan editörlerin yalan yanlış haberleriyle 1000′ lerce insanın umudunu söndürmek… Umudu sönen yarın biz olmayalım diye bazı önlemler alınacak. Sizi de davet ediyorum. Bana sadece birkaç dakika kulak verin…" diyor "Pazarlamanın İnemediği Nokta: Vicdanımız" başlıklı yazısında.

Sevgili Cadımızın bize verdiği süpürgeyle Briefistan‘a doğru yola çıkıyor ve Bilog‘un Türk kadınının her zaman ihtiyaç duyduğu, sadece kendisi için tasarlanmış araçları kiralama şansı sunan bu yeni sektörün ilk aracını tanıttığı "Pudracar" yazısı var.Dikkatli okuyalım, devamı gelecektir bu akımın.

Fatih Taşkıran Manhem adlı blogunda "İşinizi Internet’e taşımak istiyorsanız önce bazı konularda kesin karar vemeniz gerekiyor. Bu noktada soracağınız en temel soru şu: “Internet benim için neyi ifade ediyor?”. Internet bir iletişim aracı, bilgi kaynağı, eğlence ortamı veya tüketicilere ulaşmak için bir araç mıdır? Evet Internet bunların hepsidir ama sizi için Internet bu değildir. Önce bu noktada anlaşalım: Sizin için Internet; bir “iş ortamıdır”." diyerek "Internet’te Marka Oluşturmak " başlıklı yazısı ile karnavala katılıyor.Fatih’in bu yazısının devamı niteliğinde bir ikinci yazısı daha var.Şimdiden hatırlatalım, atlamayalım.

Sırada 2.Pazarlama Blogları Karnavalı’nın başlamasını sağlayan Cengiz Çatalkaya var ama, Cengiz, blogunda hosting değişiklik işlemleri olduğu için katılamıyor, biraz keyfimiz kaçıyor, fakat neşemizi bozmuyoruz, pazarlama dolu hafta devam ediyor.

İnteraktif pazarlama dünyasının yakından tanıdığı Alemşah Öztürk, Antifit‘te "Küçük şeyleri çok kişi yapınca dünya değişir mi ?" sorusuna yanıt arıyor, bizler de yorumlarla cevap bulmaya çalışıyoruz.

Geçen hafta karnavala istehsal’in manasını :) hepimize öğreterek giriş yapan Rüstem Memmedov‘un bu hafta "Marketingin Mənasını Düz Başa Düşün" adlı yazısını okuyalım derim. Yazıda Rüstem, pazarlamanın tarifini yaptıktan sonra final cümlesinde hepimize sunduğu mesajıyla da günün finalini yapıyor adeta:  Marketingə tərif yazmaq asandır, əsas olan onu tətbiq etməkdir.

Rüstem Memmedov’un blogundan pazarlama iletişimi duayenlerinden Selim Tuncer üstadın, iletişimin sırlarını önümüze döken bir psikoloji deneyini anlattığı ve neyi söylediğimizin değil, neyi nasıl söylediğimizin önemli olduğuna işaret eden "Şu tuzluğu uzatır mısın?" başlıklı yazısına uğruyoruz. Üstadın bu yazıya paralel yazmış olduğu yazılarına da bir göz atın derim mutlaka.

Onur Yüksel ise Brand Box‘ta  "Dahası Pazarlama. Dehası Pazarlama." diyerek bize şu soruyu yöneltiyor:"Ürettiğiniz ürün, hizmet ne? Diğerlerinden Farkı ne? Dahası var mı?".

Dahası var mı sorusuna cevap verdikten sonra Münteha Mangan‘ın blogunu taşıdığı yeni adrese gidiyoruz ama henüz hazır olmadığını görüyoruz ne yazık ki. Bu hafta hem Cengiz’in yazılarından hem de Münteha’nın yazılarından mahrum kalıyoruz.Münteha’ya üçüncü haftaya yetiş lütfen diyoruz.

Münteha Mangan’ı ziyaret edemedik ama sırada atölye var,yazılarını okumaya doyamadığım Tunç Kılınç’ın Fikir Atölyesi. "Yaratıcılık ve fark yaratma üzerine üniversitelerde yaptığımız sohbetlerde, hayatta hepimizin kahramanlarının olmasının önemi üzerine konuşuyoruz. Özgün yaşamları, yaratıcı yaklaşımları veya başarılarıyla bizi heyecanlandıran kahramanlar…" şeklinde başlayan "Kahramanınızla Yaptığınız ‘Hayali Sohbetler’ Bir Gün Gerçek Olsa!" başlıklı yazısında kendi kahramanlarından biriyle karşılaşma şansına sahip olduktan sonra buradaki iletişim fırsatını, ruhundaki girişim gücüyle nasıl birleştirdiğini hayranlıkla izliyoruz.Bravo diyorum ben de Tunç’a…

Birlikte çalışma fırsatı bulduğum ve çok da mutlu olduğum Pazarlama ve Yönetim Danışmanı Özgü Güder "Nano Teknolojik Toplum"dan bahsediyor bizlere ve Nano-Teknolojinin toplum hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.Daha fazla yazı istiyoruz Özgü Güder’den. Pazarlama dünyasını yazılarınızdan mahrum bırakmayın.

İbrahim Ulga‘nın Markalar&Fikirler bloguyla haftaya devam ediyoruz. İbrahim Ulga’nın "Etkileyici Reklam Çalışmaları"nı incelediği yazısına mutlaka göz atın derim. Gerçekten de dikkat çekici ve etkileyici çalışmaları taşımış sayfalarına İbrahim Ulga.

Sırada karnavalın tek Vloggerı Gökçen Karan var. Gökçen Karan, vlogunda "The Internet Stars Are Viral" diyor ve şöyle devam ediyor:"Viral reklamcılık giderek Türkiye’de de oturmaya ve ilgi görmeye başladı. Daha doğrusu sektör bu reklam türünü daha ciddiye almaya başladı. Sanırım bunda bireysel olarak benimde bir miktar katkım vardır diye düşünüyorum. Çünkü 2 senedir bireysel video içeriği, viral reklamcılık diye dolaşıp duruyorum internette." Yazının içinde bir de Viral Marketing’i anlatan video var ki hiç kaçırmayın derim.

Murat Kaya ise blogunda "Grafik tasarımı yapılırken yansıma tekniği ile yazılan cümlenin tersten görüntüsüne de dikkat etmek gerekirmiş" diyor "Nınalkado Ayısı" başlıklı yazısında. Ne demek nınalkado ayısı, nedir, nasıl bir şeydir, Murat’a uğrayıp öğreniyoruz.

Haftanın kapanışı Eren Kumcuoğlu’ndan. Dare to be different? adlı blogunda "Türk Sporunda Sponsorluk"u inceliyor bu hafta ve "Sports marketing, sporla ilişkili reklamlardan atletlerin desteklenmesine, spor tesisleri inşa etmekten spor ve merchandise dediğimiz taraftar destek ürünleri üretmeye, bilet satışlarından yayın haklarına, hatta video oyunlarına kadar geniş bir alana sahip. Benim burada bahsedeceğim sporla ilişkili reklamlar ve atletlerin desteklenmesi." diyerek çok önemli bir konuya ışık tutuyor.

Umarım hoş vakit geçirmişsinizdir… İkramdan memnun kalmışsınızdır. Ben sizleri ağırlamaktan mutluluk duydum.

Haftaya Zeynep Özata‘nın misafiriyiz. Herkese mutlu haftalar :)

Bir Yaratıcı Esinlenme Daha!

Benzerlik, Doğan Holding, Marka, Novotel, logo, yaratıcı esinlenme Kasım 24th, 2007

Kendisini "İnteraktif uygulamaların creative bir bakış açısıyla proaktif düşünce çerçevesinde hayat bulduğu ajans" olarak tanımlayan ReklamZ‘nin sahibi Orkun Tekin’in Boyner vs. Booner haberi üzerine "Bir de bunu incele!" demesiyle farkına vardım Novotel ve Doğan Holding logo piştisine…

Orkun, tekrar teşekkürler, fikirlerini esirgemediğin için…

İşte size bir "yaratıcı esinlenme" daha :)

Logolar neredeyse aynı ama ben Novotel’in logosunu daha çok sevdim.

Boyner vs. Booner

Benzerlik, Booner, Boyner, logo Kasım 19th, 2007

Bigumigu’daki haberi görünce şok geçirdim.

Böyle bir şey olabilir mi ya? Hangi logo önce yapılmış, bilmiyorum.

Fakat bu tür sorunlar yaşanabiliyor.Biz de bunun bir benzerini yaşadık.

Burada önemli olan logoyu yapan ajansın sorumluluğu.

Sizce esinlenme midir bu? Mesela "Yaratıcı esinlenme" diyebilir miyiz buna?  ;)

Kaynak: Bigumigu

blank