Pazarlama Yönlü Halkla İliÅŸkiler - MPR nedir?
Halkla İlişkiler, MPR, Marketing, PR, Pazarlama Yönlü Halkla İlişkiler, Pazarlama İletişimi, pazarlama 17 Kasım 2007
MPR yani Marketing Public Relations, Halkla İliÅŸkiler - PR içinde yeni bir kavram.
MPR’ı anlayabilmek için öncelikle kısaca Halkla İliÅŸkiler - PR hakkında bilgi verelim.
Halkla İliÅŸkiler için “BelirlenmiÅŸ hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı, bir iletiÅŸim çabasıdır.” ya da
Halkla İliÅŸkiler "Davranışlarımızın, söylediklerimizin ve baÅŸkalarının hakkımızda söylediklerinin sonuçları ile, yani "itibarımız" ile ilgili bir uzmanlık alanıdır. Halkla İliÅŸkiler çalışmalarının amacı itibarı korumak, desteklemek, artırmak ve düÅŸünce, davranış biçimlerine etki edebilmektir." diyebiliriz.
Uluslararası Halkla İliÅŸkiler DerneÄŸi’nin yaptığı tanıma göre ise halkla iliÅŸkiler, “Bir giriÅŸimin kamu ya da özel sektörde faaliyet gösteren bir kuruluÅŸun temasta bulunduÄŸu ya da bulanabileceÄŸi kesimlerin anlayış, sempati, ve elde etmek ve devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlü bir yönetim görevidir.” ÅŸeklinde tanımlanmaktadır.
Bu tanımların hepsi doÄŸru tanımlar…Bugün ise Halkla İliÅŸkiler sadece halkla ile iÅŸletme arasında kurulan doÄŸru iletiÅŸim çabasını deÄŸil, iÅŸletmenin halka sunduÄŸu ürünler için geliÅŸtirdiÄŸi iletiÅŸimi de kapsar hale geldi ve pazarlamanın içine aktif olarak katıldı.
PR => 1.CPR 2.MPR
MPR => 1.Pro-aktif PR 2.Re-aktif PR
KURUMSAL HALKLA İLİŞKİLER - CPR’ın tanımını kısaca yapıp üzerine çok gitmeyeceÄŸiz. Asıl konumuz MPR ne de olsa
KURUMSAL HALKLA İLİŞKİLER - CPR, kurum ya da kuruluÅŸun muhatap olduÄŸu ve olacağı bütün hedef kitleler ile iliÅŸkileri düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karşı olan bilgisizliklerini, bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimliÄŸe dönüÅŸtürme çabalarının bütünüdür ve faaliyetleri itibariyle de klasik anlamdaki halkla iliÅŸkileri temsil etmektedir.
MPR ise kuruma yönelik olan CPR’ın aksine ürüne yönelik faaliyetleri içermektedir. MPR daha çok pazarlamaya yakındır.
PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER - MPR
Pazarlama yönlü halkla iliÅŸkiler; satışı ve müÅŸteri memnuninyetini teÅŸvik eden, ÅŸirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, çıkarları ve özel ilgi alanları ile özleÅŸtiren, inanılır, güveniler, bilgi ve etkileÅŸim iletiÅŸimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve deÄŸerlendirme programı sürecidir.
Bir başka ifadeyle MPR, işletmenin satışını artırmak amacıyla pazarlama stratejileri doğrultusunda pazarlama faaliyetlerini destekleyen halkla ilişkiler uygulamalarıdır.
MPR, pro-aktif halkla iliÅŸkiler ve reaktif halkla iliÅŸkiler olmak üzere iki grupta incelenmektedir:
1. Pro-aktif Halkla İliÅŸkiler: Bir iÅŸletmenin pazarlama amaçları tarafından yönetilmektedir. Defansif olmaktan çok ofansif eÄŸilimlidir. Ve problem çözmekten öte fırsat kollayıcıdır. İşletmenin ürün ve hizmetini tanıtmak, ek bir görüntü, haber deÄŸeri, meÅŸruiyet ve güvenilirlik kazandırmak için diÄŸer pazarlama iletiÅŸimi araçlarıyla bütünleÅŸik bir ÅŸekilde kullanılır.
Pro-aktif halkla iliÅŸkilerin en önemli rolü ürün tanıtımları (lansmanı) ve var olan ürün yelpazesinde meydana gelen deÄŸiÅŸikliklerinde oynamaktadır. Pro-aktif halkla iliÅŸkiler diÄŸer pazarlama iletiÅŸimi unsurlarını bütünleÅŸtirerek ürün / hizmet lansmanına bir haber özelliÄŸi ve deÄŸeri katmaktadır. Genel olarak pazarlama ile iletiÅŸimin birlikteliÄŸini içermektedir.
2. Re-aktif Halkla İliÅŸkiler: Herhangi bir kurum ya da kuruluÅŸun karşı karşıya kaldığı negatif durumları baÅŸarıyla atlatabilmesine yönelik giriÅŸtiÄŸi halkla iliÅŸkiler çabalarıdır.
Re-aktif halkla iliÅŸkiler, dış etkenlere bir cevap tavrıdır. Dış güçlerin ve rakiplerin ortaya çıkardığı durumlardan, tüketici davranışlarındaki deÄŸiÅŸmelerden, devlet politikalarında meydana gelen deÄŸiÅŸimlerden ve diÄŸer dış etkenlerin sonuçları baÄŸlamında gerçekleÅŸmektedir. Re-aktif halkla iliÅŸkiler firma için olumsuz sonuçlar doÄŸuran deÄŸiÅŸikliklerle uÄŸraşır.
Re-aktif halkla iliÅŸkiler, ÅŸirketin imajını ortaya koymak, güçlendirmek dolayısıyla gelirin artırmak amacında olan pro-aktif halkla iliÅŸkilerin aksine iÅŸletmenin zedelenen itibarını onarmak, pazar kaybını önlemek ve düÅŸen satışıları tekrar kazanmak amacındadır.
Reaktif halkla iliÅŸkiler, genel olarak kriz zamanlarında yapılan halkla iliÅŸkiler faaliyetlerini içermektedir.
Pro-aktif ve olmak üzere iki ayaktan oluÅŸan MPR genel olarak ÅŸu faaliyetlerde bulunmaktadır:
- Yeni ürünlerin tanıtımına yardımcı olmak.
- Var olan ürünlerin tanıtımını yapmak ve canlandırmak.
- İşletmeyi konusunda uzman ve lider olarak konumlandırmak.
- Tüketicilerin ürüne olan ilgisini pekiÅŸtirmek, güvenlerini kazanmak.
- Ürüne destek veren güçlü kurum imajını yaratmak. (Bu amaçla CPR faaliyetlerin desteklemek)
- Olası krizlere karşı hazırlıklı olmak ya da kriz döneminin olumsuz etkilerini en aza indirmek.
- Yeni pazarlar oluşturmak, ikincil pazarlara ulaşmak veya zayıf olan pazarları desteklemek.
Kaynak:Danismend - Mustafa Duran

19 Kasım 2007 20:19
Sanıyorum ilk defa bir fikir ayrılığı yaşayacağız
Çünkü ben MPR tanımına ve terimine inanmıyorum. MPR adı altında tanımlanan her ÅŸey zaten pazarlama iletiÅŸiminin alt görevleridir. PR da pazarlamadan ayrı tutulabilir bir konu deÄŸildir. PR ve reklam pazarlamanın alt kolları ÅŸeklinde pazarlama iletiÅŸiminin birer parçasıdır. Dolayısıyla PR’ ı pazarlamanın alt dallarından biri haline getirmek bence yeterince gereksiz. Yeni terimlere karşı olan aşırı duyarlı mekanizmam MPR denince de harekete geçiyor. Nasıl ki pazarlama ÅŸirketin ürünlerine yönelik stratejiler yerine ürünler, rakipler, pazarlar için ayrı ayrı stratejiler geliÅŸtiriyorsa aynı ÅŸekilde PR da sadece ürün lansman ve tanıtımlarına yönelik deÄŸil kuruma,imaja yönelik iÅŸler de yapıyor. Ancak ben özellikle Türkiye’ deki pek çok PR ajansının bunlar dışındaki herÅŸeyle ilgilendiklerni düşünüyorum.Özellikle re-aktif PR Türkiye’ de çok kötü iÅŸliyor. Kriz yönetimlerinde gecikmeler, kötü kriz yönetimleri yapılıyor. Neden? Çünkü pazarlama planlarında senaryo teknik kullanarak gelecek planlaması yapan marka olduÄŸunu bile sanmıyorum. Pazarlama stratejilerinde senaryo teknikleri kullanmayan markaların kriz durumunda farklı senaryoları olmadığından iÅŸ tamamen PR ajanslarına düşüyor ve olanlar markaya ve imaja oluyor elbette.
Türkiye tanıtımının bu kadar kötü olmasının en büyük nedeni yetkin pazarlama profesyonellerinin henüz karar verme mekanizmasına dahil olmamalarıdır. Pazarlamadan bir haber giden bir düzen her sene abuk sabuk ÅŸekillerde reklam ajanslarına iÅŸ verir. Sonra bir reklamla o sene Türkiye’ nin imajının düzeleceÄŸine turizm hedeflerinin vurulacağına inanılır. Bütün sektör reklamları tartışır. Ama bir ay sonra ortada kimse bu konudan bahsetmez. Nasılsa seneye yeni birine verilir iÅŸ. Oysa sadece bir su altı turzimi ve eski Mısır tarihinden baÅŸka bir ÅŸeyi olmayan Mısır’ ın ülke olarak turizm konusundaki algısının bizden çok daha iyi olduÄŸuna kimse ÅŸaÅŸmasın. Ülke tüm bu sorumluluÄŸunu iÅŸin başına pazarlama kökenli bir uzman eÅŸliÄŸinde PR ajansına bıraktı. Ve son 5 senede inanılmaz bir Mısır esintisi gördük. Turizmin patladığı sene meydana gelen ve abancı turistlerin hayatını kaybettiÄŸi terör saldırısını bile büyük bir ustalıkla kapatıp, yola devam etmeyi bildiler. Pazarlama ile PR birbirinden çok bambaÅŸka deÄŸildir. Birlikte yürür. Yürümezse Mısır gibi deÄŸil Türkiye gibi olur

Sanırım ben bu konuyu bir gün yazmalıyım. Daha da uzatmayacağım
Sevgiler.
19 Kasım 2007 22:10
Fikir ayrılığı demeyelim Burcu’cum
Fikir çatışması nasıl? Hmm,bu da iyi durmadı. Fikir kapışması
Neyse ÅŸimdi bulamadım…
MPR terimi bir müddettir var. Ben MPR terimi ile Pazarlama İletiÅŸiminin kesistiÄŸini ya da Pazarlama İletiÅŸiminin MPR’ı kapsadığını öngörsem de bunu PR’ın pazarlama odaklı hali diye düşünüyorum.
Bu konuyu Pazarlama Blogları Karnavalı’nın ilk haftasında özellikle seçtim aslında.
Niyetim tartışmaya açmaktı bu kavramı.
Sanırım başarılı da oldum.
MPR kavramını incelerken ben de çok tereddüte düştüm. Belki de bu tetikledi beni.Yaz,yaz,yaz diye
İster istemez bu MPR’ı Pazarlama İletiÅŸimiyle yoÄŸun bir ÅŸekilde irtibata sokuyor ama aynı ÅŸey haline getirmiyor.
Pazarlama iletişiminin stratejik planlaması, uygulanması ve ölçümlenmesi halkla ilişkilerin yeni boyutları içerisinde ve gelişim trendinde yer almaktadır.
Halkla ilişkilerin yapısal ve işlevsel olarak geçirdiği evrim sonucunda pazarlama sürecinde daha aktif roller üstlenmesini olanaklı kılmaktadır.
Halkla ilişkilerin CPR, kurumsal halkla ilişkiler yapılanması, klasik anlamdaki bütün halkla ilişkiler faaliyetlerinin yürütülmesini sağlarken, MPR, pazarlama yönlü halkla ilişkiler ve onun alt açılımları olan pro-active ve re-active halkla ilişkiler uygulamaları da müşteri odaklı pazarlama anlayışı içinde pazarlamaya ihtiyacı olan iletişim bilgi ve becerisini aktarmaktadır.
Pazarlamanın, artan rekabet olgusu içinde gözden kaçıracağı veya düşünemeyeceÄŸi toplumsal deÄŸerlere yönelik uygulamalar, halkla iliÅŸkiler tarafından temel kriterler olarak kabul edilmekte. Bu da MPR’ın pazarlama ile PR arasında ciddi bir köprü görevi gördüğünü göstermekte diye düşünüyorum.
21 Kasım 2007 1:54
Fikir kapışmasını sevdim
Beni de tetikledi cevap ver cevap ver diye. 
Ben PR’ ı pazarlamanın dışında görmediÄŸimden olsa gerek MPR adı altında bir köprüye gerek duymuyorum. Zaten literatürde pek çok büyük pazarlama insanı da aynı ÅŸekilde pr’ ı reklam gibi, promosyon gibi bir parça olarak görmektedir.
derim ben
İnadım inat kısaca. MPR’ ı hala kabul etmiyorum 
2 Mart 2008 16:00
bu konuda Özgür Emre’ye katılıyorum. çünkü halkla iliskiler pazarlamanın alt kolu olamaz. öyle olsa iletisim bilimleri alanında kaynak bir bölüm olarak okutulmazdı, direk finans alanında pazarlama altında okutulurdu. bu yüzden artık halkla iliskiler ve reklam adı altında deÄŸil halkla iliskiler ve tanıtım uzmanlığı adı altında okutuluyor. ve baslı basına gercekten cok emek ve yaratıcılık isteyen bir meslek. saygılar
14 Nisan 2008 15:13
halka ilişkiler eğitimi alıyorum. okulda, kitaplarda hayatta bizzat yaşadığım deneyimlerle öğrendiğim birşey varsa kimi pazarlama halkla ilişkiler ağırlıklı olabilmekte kimi zmanda tam tersi. Bu bunları uygulayan işletmenin yapısına ve stratejisine göre değişmektedir. fakat şu da varki halkla ilişkiler ve pazarlama birbirinden ayrı kavramlardır. pazarlama daha çok satışa yönelikken halkla ilişkiler hem ürün satışına yönelik olabildiği gibi hemde kurum itibarını arttırmaya kurumda kültür oluşturmaya yönelik özellikleri ağır basmaktadır. yani eğer iyi bir iletişiminiz yoksa hedef kitlenizle istediğiniz kadar pazarlayın durun bence:D
14 Nisan 2008 15:15
yani kısaca iyi iletişim, halkla düzgün gerçeğe dayanan samimi ilişkiler sonra pazarlama:D
18 Nisan 2008 15:30
evet müge katılıyorum ve eklemek istediğim önemli açıklamalar var. halkla iliskileri bilmeyenler genelde sokaktaki halkla iliskiler oldugunu dusunur:)) ancak halkla iliskiler isletmelerde yonetimin hemen yanında yer alan en yuksek ikinci kademedir. hatta sırası geldiginde strateji planlaması yaptıgı icin yönetimi bile yönetir. ayrıca halkla iliskiler uygulama ve fonksiyonları bakımından isletmenin omurgasıdır onu ayakta tutan en önemli fonksiyondur. yeri geldiginde pazarlamayı dahil isletmenin tum diger birimlerine yaptırım gucu vardır. yani diyecegim o ki halkla iliskiler pazarlamanın degil tam tersi pazarlama dahil isletmenin diger tüm birimleri halkla iliskilerin altında görevlerini gerceklestirir (bu fonksiyonel olarak böyle olmalıdır ki isletme gercekten basarili bir isletme olabilsin)
saygılar ve sevgiler…
18 Nisan 2008 17:03
Büyük bir keyifle okuyorum yorumlarınızı ve katılımınız için de teşekkür ediyorum.
Tabi ki tüm bu yazdıklarımız MPR kavramının varlığını ortadan kaldırmıyor.
Zaten olaya pazarlama iletişiminin halkla ilişkileri kapsaması ya da halkla ilişkilerin pazarlama iletişimini kapsaması olarak bakmak doğru da değil bence.
Zaman içerisinde işletmeler geliştiği gibi işletmeciliğe ait kavramlar da gelişecek ve belki de değişecektir.
Buna kapalı olmak, öngörüsü yüksek ve değişime hazır olması gereken bizler için çok da doğru değil.
Amacım bu yazıyı yazarken özellikle MPR ve CPR kavramlarının içeriğini de tartışmaya açmaktı. Sanırım bunda da başarılı oldum.
Değerli fikirlerinizi paylaştığınız için hepinize tekrar teşekkür ederim.