Öncelikle “Nedir Bu İnovasyon?”, buna bakalım…
Latince bir sözcük olan “innovatus” tan türetilen İnovasyon “Yeni yol ve yöntemlerin bir çok alanda kullanılmaya baÅŸlanması” olarak tanımlanabilir. Hayatın içindeki bir çok alanda; bilim, sanat, siyaset, yönetim… inovasyonlar gerçekleÅŸmektedir.
İnovasyon mana olarak içinde yeniliği barındırsa da kelimenin çıkışına bakarsanız aslında çok eskiden beri varolan bir kavram olduğunu da hemen görürüz.
Tarih inovasyonla doludur. Ama konumuz genelde değil özelde bugün: İnovasyonla başarıyı yakalayan Türkler.
Kurukahveyi Öğüten Türk
19. yüzyıl sonlarına kadar Türk Kahvesi, çiÄŸ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulduktan sonra el deÄŸirmenlerinde çekilerek içilebiliyordu. Bu durum; Hasan Efendi’nin iÅŸlettiÄŸi baharat ve çiÄŸ kahve satan dükkânın, oÄŸlu Mehmet Efendi tarafından devralınmasına kadar sürdü.
1857′de İstanbul Fatih’te doÄŸan Mehmet Efendi, Süleymaniye Medresesi’nde eÄŸitim gördükten sonra babasının dükkânında çalışmaya baÅŸladı. 1871 yılında iÅŸin başına geçen Mehmet Efendi, çiÄŸ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek müşterilerine hazır olarak satmaya baÅŸladı. Böylece İstanbul Tahmis Sokakta taze kavrulmuÅŸ, mis gibi kahvenin kokusu da çevreye yayıldı.
Kahveyi öğüterek ilk kez hazır olarak kahveseverlere sunan Mehmet Efendi, bu yenilik ve müşterilerine saÄŸladığı kolaylıkla kısa sürede tanınarak “Kurukahveci Mehmet Efendi” diye anılmaya baÅŸlandı.
Yine bu dönemde kahve, parşömenli kâğıt paketlere konularak ÅŸehir içindeki bakkallara otomobil ile dağıtılmaya baÅŸlandı. Böylece Türkiye’de bir ilk daha gerçekleÅŸtirilmiÅŸ oluyordu.
İnovasyon, biz Türklerin çok da yabancı olduğu bir kavram değil yani.
Paylaşmak istediğiniz örnekler varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Yorum Birak