İnovasyonla BaÅŸarıyı Yakalayan Türklere Örnek: "Kurukahveyi ÖÄŸüten Türk"
DiÄŸer Nisan 23rd, 2008
Öncelikle “Nedir Bu İnovasyon?”, buna bakalım…
Latince bir sözcük olan “innovatus” tan türetilen İnovasyon “Yeni yol ve yöntemlerin bir çok alanda kullanılmaya baÅŸlanması” olarak tanımlanabilir. Hayatın içindeki bir çok alanda; bilim, sanat, siyaset, yönetim… inovasyonlar gerçekleÅŸmektedir.
İnovasyon mana olarak içinde yeniliği barındırsa da kelimenin çıkışına bakarsanız aslında çok eskiden beri varolan bir kavram olduğunu da hemen görürüz.
Tarih inovasyonla doludur. Ama konumuz genelde değil özelde bugün: İnovasyonla başarıyı yakalayan Türkler.
Kurukahveyi Öğüten Türk
19. yüzyıl sonlarına kadar Türk Kahvesi, çiÄŸ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulduktan sonra el deÄŸirmenlerinde çekilerek içilebiliyordu. Bu durum; Hasan Efendi’nin iÅŸlettiÄŸi baharat ve çiÄŸ kahve satan dükkânın, oÄŸlu Mehmet Efendi tarafından devralınmasına kadar sürdü.
1857′de İstanbul Fatih’te doÄŸan Mehmet Efendi, Süleymaniye Medresesi’nde eÄŸitim gördükten sonra babasının dükkânında çalışmaya baÅŸladı. 1871 yılında iÅŸin başına geçen Mehmet Efendi, çiÄŸ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek müşterilerine hazır olarak satmaya baÅŸladı. Böylece İstanbul Tahmis Sokakta taze kavrulmuÅŸ, mis gibi kahvenin kokusu da çevreye yayıldı.
Kahveyi öğüterek ilk kez hazır olarak kahveseverlere sunan Mehmet Efendi, bu yenilik ve müşterilerine saÄŸladığı kolaylıkla kısa sürede tanınarak “Kurukahveci Mehmet Efendi” diye anılmaya baÅŸlandı.
Yine bu dönemde kahve, parşömenli kâğıt paketlere konularak ÅŸehir içindeki bakkallara otomobil ile dağıtılmaya baÅŸlandı. Böylece Türkiye’de bir ilk daha gerçekleÅŸtirilmiÅŸ oluyordu.
İnovasyon, biz Türklerin çok da yabancı olduğu bir kavram değil yani.
Paylaşmak istediğiniz örnekler varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Jenerik Marka Olmak ve İlla ki Pınar Sucuk
Brand, Marketing, jenerik marka, pazarlama, pınar Nisan 10th, 2008
Bugünlerde reklamlarda bol bol Pınar Sucuk reklamları ön plana çıkıyor.
Halı sahada kırmızı kart gören oyuncu kırmızı kartı görünce, eÅŸiyle yatakta yan yana görüntülenen adam eÅŸi gülünce “Åžimdi canım öyle bir Pınar Sucuk çekti ki” deyip anlatmaya baÅŸlıyor. Biz de izliyoruz bu jenerik marka olma çabasını.
“Jenerik Marka” pazarlamada önemli bir kavram.
Jenerik marka olmak, tüm marka sahibi işletmelerin hayali belki de.
Peki “Jenerik Marka” olmak ne demek?
Jenerik marka, markanın faaliyet gösterdiği kategorinin yerine geçmesi, ona adını vermesi olarak tarif edilebilir kısaca.
Jenerik marka olmak fırsat mı? tehlike mi?
“Jenerik olmak ve tüm kategorinin kendi markanızla anılması, bilinirlik ve tüketicinin ilk talep edeceÄŸi ürün olmak açısından bulunmaz bir fırsattır. Ancak hem dağıtım kanalınız iyi olacak hem de satıcıya para kazandıran bir satış modeliniz olacak ki, sizin markanız istendiÄŸinde baÅŸka bir marka verilmesin.” diyor bir jenerik markanın yöneticisi.
Bu, Nescafe ya da Cif istediğinde şişesi, kutusu ona en çok benzeyeni, Selpak istediğinde de ambalaj tasarımı, renkleri ürünü çağrıştıranı verilmesin istiyorsanız, bu iki noktaya dikkat edin demek.
Aklımıza Türkiye’den çok sayıda örnek geliyor aslında şöyle bir bakarsak;
Kimlere nasip olmuÅŸ bu ülkede “Jenerik Marka” olmak!
Ve devasa yatırımlar yapan bir çok firma, en çok iÅŸ yaptıkları kategorilerde ne yazık ki jenerik marka olmayı baÅŸaramamış; Ülker gibi, Eti gibi, İpragaz gibi, Solo gibi, Fıratpen gibi… Örnek çok.
Bunlara PINAR SUCUK’u da ekleyebiliriz. Ne kadar çaba gösterse de sucuk için kimsenin Pınar Sucuk diyeceÄŸini sanmam.
Tabi ki bu kadar basit açıklanamaz. Bu bir markanın halk/tüketici tarafından benimsenmesi süreci.
Jenerik marka olamayan firmalar için de bu durum aslında fırsat olarak bile algılanabilir. Tabi tüketici çok bilinçli değilse.
Satış/dağıtım ağının iyi organize edilmiş olması, üretimde süreklilik ve ürün kalitesi ile uygun fiyat ikame ürün olmayı sağlayacaktır. Ve tehditi fırsata dönüştürme imkanı yaratacaktır.
Bu sürecin yok ettiği ya da zarar verdiği örneklerde çok.
Bunlardan en bilineni DUŞAKABİN.
DUÅžAKABİN markasıyla Türkiye’de duÅŸ kabini üretimine 1984′te baÅŸlayan Intermart, zamanında tescil ettirmediÄŸi bu ürünü 2004 Nisan ayında pazardan çekmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Alman Hüppe Classics’i piyasaya sunan Intermart, 250 farklı markanın rekabet ettiÄŸi 30 milyon euroluk pazarda yeni markasıyla yüzde 35 pay almayı baÅŸardı.
Önemli sayılabilecek diğer iki örnek ise Tibet Kimya bünyesinde yaşanmış.
Tibet Kimya tarafından üretilen CAM-SİL, pazarın % 46.4′üne sahipken, tuvalet kokusu gidericiler pazarının ilk markası ERNET 55 yıldır üretilmesine raÄŸmen Tibet tarafından ithal ürünlere karşı bir strateji geliÅŸtirilmemesi nedeniyle % 17′e paya kadar gerilemiÅŸ durumda.
Jenerik marka olmak kötü bir şey değil fakat tehlikesi çok, başarılması ise çok çok zor bir yol.
Tehlikesi, sektördeki kalitesiz ve ucuz ürünlerin de kendi adlarıyla anılması, marka imajının zedelenmesini de beraberinde getirmesinden, jenerik marka olmanın zorluğu ise pazarın globalleşmesi neticesinde tüketiciye sunulmamış ürün kategorisinin neredeyse hiç kalmaması ve bu fırsat keşfedilse bile maliyetinin yüksekliği olarak düşünülebilir.
Google Groups’a Kapama Cezası!
DiÄŸer Nisan 10th, 2008
 
Google‘ın en çok kullanılan servislerinden biri olan Google Groups‘a, mahkeme kararı ile Türkiye içerisinden eriÅŸim engellendi. Üye olan herkesin mesaj yazabileceÄŸi bu platforma eriÅŸimin engellenmesi ile birlikte, Türkiye’de ilk kez Google da yasaklanmış oldu. Yasaklama, Google’ın tüm alan adına deÄŸil, sadece http://groups.google.com subdomain’ine yapıldı.
Sanırım sıra YahooGroups’ta! Belki de daha sonra Google’da!