Bugün her zamankinden daha farklı bir yazı yazmak istedim.

Danimarkalı tasarımcı Nadia Plesner Darfur’da meydana gelen iç savaştan etkilenen halk ve özellikle çocuklar için açılan “Save Darfur!” adlı sitenin yürüttüğü global kampanyaya destek için bir tasarım yapar.

Plesner, tüm medyanın da dikkatini çekebilecek bir iş yapması gerektiğinin de bilincindedir.

Bu sebeple tasarımı basit ancak çarpıcı yapmaya karar verir.

Basit olan kısmını herkesin bildiği ölümle ve açlıkla mücadele eden çocuk figürüyle, çarpıcı olan kısmını ise bu çocuğun koluna iliştirilen lüks bir çanta ve kucağındaki küçük ve sosyetik :) köpekle vurgulamaya karar verir.Bu fikirden hareketle ortaya aşağıdaki poster ve t-shirt tasarımları çıkar.

Nadia Plesner, bu yola çıkarken bu tip bir durumu öngördümü bilinmez ama tasarımda kullandığı öğelerden çanta gerçekten de olay yaratır.

Louis Vuitton olayı üstüne alır, Paris Merkez Ofisi’nden Nadia Plesner’e gönderilen bir mektupla duruma itiraz eder, tasarımda Darfurlu çocuğun koluna takılan çantanın kendi firmaları için üretilen bir tasarımdan hareketle çizildiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu belirten bir yazı yayınlar. İlginç olan bu yazıda hiç bir şekilde Louis Vuitton markasının ve/veya tasarımlarının bu tip bir kampanya ile zarar gördüğüne değinmezler. Louis Vuitton’un temel derdi, markanın ve logonun izinsiz kullanılmasıdır.

Nadia Plesner ise bu süreçte tasarımın farklı olduğunu, iyi incelendiğinde bu gerçeğin ortaya çıkacağını söyler.

Neticede Louis Vuitton avukatları ile Nadia Plesner’in avukatları konuyu bu ay sonuna kadar bir çözüme bağlayacaklar.

İşte bu yazı tüm bu olan bitenin sonunda ortaya kondu. Tartışma konusu tasarıma gelince.

Ona da siz karar verin Louis Vuitton mu haklı Nadia Plesner mi?

Siz Louis Vuitton markasından sorumlu olsanız ne yapardınız?

T-Shirt Tasarımı

Poster Tasarımı

Louis Vuitton’un Orijinal Çantası

Peki bu tartışmanın sonunda olan kime olacak? Louis Vuitton’a mı? Nadia Plesner’e mi? Darfurlu çocuklara mı?

Siz ne dersiniz?

————————–

Bu arada Darfur’da neler oluyor diyen arkadaşlarımız için kısa bilgi aşağıda:

DARFUR NERESİ?
Darfur, Sudan’ın devasa çöl ve çorak arazilerinin batı kesiminde 510 kilometrekare toplam alanı bulunan 6 milyon nüfuslu, Fransa kadar geniş bir eyalet. İdari olarak üç ayrı bölgeye (Kuzey, Orta ve Güney Darfur) ayrılmış olan Darfur’da yaşayanların çoğunluğu siyah Afrikalı. Sudan genelinde ve yönetimde ise Arap ve Müslümanlar egemen.
ÇATIŞMALAR NASIL BAŞLADI?
Afrika’nın en büyük ülkesi Sudan’ın bu eyaletinde; içsavaş ya da soykırım olarak nitelenen felaketler dizisi 2003 yılında, “Sudan Kurtuluş Ordusu” ile “Adalet ve Eşitli Hareketi” adlı iki örgütün, eşit haklara sahip olmadıkları, bölgenin ihmal edildiği gerekçesiyle merkezi yönetime karşı ayaklanmasıyla başladı.
Yıllardır Arap göçebeler ile çiftçiler arasında süren toprak kavgası, 1990’larda Darfur’da petrol yataklarının bulunmasıyla alevlenmişti.
Darfur petrol zenginiydi; ancak zenginlikten sadece yönetimdekiler yararlanıyor, halk yoksulluk içinde yaşıyordu. Yerel ve Arap kabilelerin hayvancılıkla geçindiği bölgede su kaynakları ve otlakların paylaşımı konusundaki uyuşmazlıklar, kuraklığın etkisi ile büyümüştü. Bu ortamda isyan beklenmeyecek kadar etkili oldu.
CANCEVİD’LER KORUCULAR GİBİ
Hükümet isyanı bastırmak için, denetimi altındaki “cancevid” diye bilinen milisleri devreye soktu. İşte bu noktadan itibaren bitmeyen çatışmalar başladı. (Üç farklı kelimenin “Can=adam, cev=silah taşıyan, vid-cevvad=soylu at” birleşmesiyle oluşan ve “silahlı süvari” anlamına gelen Cancevid, Hükümet yanlısı Arap kabilelerinden seçilen savaşçılara deniyor.) Cancevid’ler isyanı bastırmaya çalışırken köyleri yaktılar, kadınlara tecavüz ettiler, öldürdüler…
Merkezi hükümet, ulaşamadığı noktalarda Cancevid’leri kullanıyor. Etnik sebeplerin yanı sıra Cancevid’lerin Afrikalı kabilelere saldırısında su kaynaklarının giderek azalmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Çatışmalar üç farklı eksende gelişti. Resmi hükümet güçleri ile isyancılar arasında; hükümet yanlısı Cancevid milisleri ile Afrika yerlisi sivil halk arasında ve Cancevid’ler ile isyancılar arasında. Gözlemcilere göre; yaşanan çatışmalarda en fazla mağdur olan taraf Müslüman siviller oldu.
ÖLDÜRÜLDÜLER YA DA KAÇTILAR
BM verilerine göre, Darfur’da 4 yıldır süren iç savaşta en az 200 bin kişi öldü, 4 milyon kişi insani yardım olmaksızın yaşayamayacak durumda. 2.5 milyon insan ise yerlerinden oldu; bir kısmı Darfur’da kurulan insani yardım kamplarına sığındı, bir kısmı da komşu ülke Çad’a…
İnsani yardım kamplarındaki kadınlar; su veya odun toplamak için kamptan biraz fazla uzaklaştıklarında tecavüze uğradıklarını anlatıyor.
BARIŞ GÜCÜ VAR AMA
Dünya, Afrika’nın bu uzak köşesinde yaşananlara uzun süre seyirci kaldı. Sonunda dünya duruma el koymaya kalktı; ancak militer gruplara destek olduğu ve etnik temizlik yaptığı suçlamalarını reddeden Sudan hükümeti engelledi. Nihayet, bu yıl Nisan ayında uluslararası ambargo ve baskılara direnemeyip, BM’nin Darfur’da barışı sağlamaya yönelik operasyonlarını kabul etti.
Bugün Sudan hükümetinin izniyle Afrika Birliği Barış Gücü’nün Darfur’da 7000 askeri bulunuyor. Geçen temmuz ayında, BM Barış Gücü ve Afrika Birliği Barış Gücü’nün Darfur’a 26 bin asker gönderme girişimi oldu, ancak sonuçsuz kaldı.
Darfur’daki Afrika Birliği güçlerinin komutanı General Martin Luther Agwai, Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu önderliğinde, uluslararası arenada deneyimli ve etkili isimlerin çözüm amacıyla Darfur’u ziyareti sırasında “barış gücünün yetersizliğini” anlatırken; hiç bir Afrika ülkesinin Darfur’daki çatışmalı ortam için uygun teçhizatlara sahip bir ordusunun bulunmadığını söylemişti. Agwai’nin verdiği bilgiye göre; Afrika Birliği bünyesindeki 26 ülkeden 7 bin asker, kabaca Fransa büyüklüğündeki bölgede güvenliği sağlamaya çalışıyor.

Edit: Darfur’da Neler Oluyor? kısmı http://www.marasforum.com/showthread.php?t=5139 adresinden alınmıştır.

Bu Yaziyi Paylasin
[Ask] [del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Fark] [Faves] [Furl] [Google] [MySpace] [MyWeb] [Newsvine] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Windows Live] [Yahoo!] [Email] 
Bu yazi icin asagidaki linki kopyalayarak alinti yapabilirsiniz:


Yorumlar

  1. 1
    ahmet durmusoglu
    5 Mayıs 2008 22:43

    Güzel bir yazı yalnız,cancevidleri korucuları benzetmek pek hoş olmamış gibi geldi bana

  2. 2
    nilüfer kartal
    5 Mayıs 2008 22:52

    Elimde olsa herşeyi yapardım ama işte maalesef herşeyi yapmak isteyen insanların nedense hep hayatları kısıtlıdır..Bu olup bitenlere seyirci kalan güçlü devletler ne yapıyor acaba insan haklarından bahsedenler. Süre gelmiş milyonlarca yıldır bu dünya topraklarında ırkçılık yüzünden yer kavgası yüzünden sayısı sınırsız İnsanlar hep katledildi, o kadar çok ki bu insan oğlunun yaptığı utanç verici suçları hangi birini yatırsak masaya bitmiyor ki işte kendi elleriyle yaratmadılar ki bu Dünya’yı kıymet bilsinler..Ama kendi elleriyle hızla yok oluşa doğru gidiliyor bakalım bu süreç de hiç bişey yapamayacaklar..

  3. 3
    Özgür Emre Öztürk
    5 Mayıs 2008 23:13

    Ahmet Bey, yorumunuz için teşekkürler. Ancak yazının bilgi içeren bu kısmını alıntı yaptığım gibi olduğu gibi almıştım.
    Bu arada Darfur ile daha detaylı bilgi için Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı şu rapora da bir göz atılabilir belki.

    Ama asıl konuya geri dönersek sizler ne yapardınız taraf olsaydınız, bunu da öğrenmek isterim.

    Tekrar teşekkürler.

  4. 4
    Eren Kumcuoğlu
    6 Mayıs 2008 7:48

    Louis Vuitton antipatik bulduğum ender markalardan birisi. O yüzden malesef bu durumu lehlerine çevirebilecek bir iletişim taktiği düşünemiyorum =)

  5. 5
    Özgür Emre Öztürk
    6 Mayıs 2008 10:40

    Nilüfer, dediğin gibi, bu hayatta herşeyi yapmak isteyen insanların hayatları kısıtlı ne yazık ki. Save Darfur kampanyası da bu bilinçle oluşan bir kampanya.
    Kimse tek başına bir şeyler yapmaya muktedir değil ancak birlik olup BM’leri harekete geçirmeye çalışmak en doğrusu sanırım. Bunu da zaten Save Darfur kampanyası ile yapmaya çalışıyorlar ellerinden geldiğince.

    Bu arada Louis Vuitton markasının algısı konusunda Eren gibi benim de bir problemim var. Bence bu yaptıkları da bu algıyı iyice yerlere düşürmek olacak. O da başka.
    Haklılar ya da değiller ama çok kötü bir gol yedikleri ortada :)

  6. 6
    mustafa
    31 Mayıs 2008 12:05

    ya bunun altında gene bir ecnebi oyunu ve petrol savaşı olmasın_? gerçi buraya amerika neden bir ordu yollamadı anlamadım ama fransızlara burayı bırakıcaklarını pek sanmam

Yorum Birak

blank