Beklenen Buluşma Gerçekleşti: Starbucks’ta Neler Konuşuldu?
Müşteri Memnuniyeti, Starbucks, Toplantı 16 Ağustos 2008
Evet, beklenen buluşma gerçekleşti.
Shaya - Starbucks İletişim ve Sosyal Sorumluluk Müdürü Aslı İnoğlu Dinçler ve Müşteri İlişkileri Uzmanı Canan Kelel bizi Sun Plaza Starbucks’da ağırladılar.
Bizi diyorum, çünkü yalnız değildim. Kalabalık bir ekiptik. Eray Endeş, Eren Kumcuoğlu, Murat Kahraman ve ben. Uğur Özmen de katılacaktı ama ne yazık ki toplantısı 12:30′a kadar sürünce ekibe dahil olamadı.
Neler konuşuldu, nasıl başladı derseniz aşağıya buyrun diyorum.
Öncelikle muhteşem bir kahve sunumu ile kahve tadımı yaptık. Kahveyi koklamayı, tatmayı, anlamayı öğrendik.Ben ceviz kokusu aldım
Gözümüzü boyadılar açıkçası, boyandı mı boyandı
Sonra derin bir sohbete girdik, iki hafta önce Cuma günü Eray’ı beklerken şahit olduğum olayla ilgili.
Ben olaya bakış açımı ve müşterinin düştüğü durumu anlattım. Bu durumdan çıkış yollarını tartıştık hep beraber.
Özellikle kupon meselesine takılmıştım, bu konuyu da bol bol tartıştık.
Bakın bu kısmı çok önemli. Hep beraber tartıştık.
"Bu görüşme neyi değiştirir ki?" derseniz yanılırsınız!
Çok şeyi değiştirir ve hali hazırda değiştirdi bile benim gözümde.
Birincisi ilk kez bir marka, blogları dinlediğini, izlediğini gösterdi. Bloggerları muhatap aldığını, her şikayetin dinlendiğini ve izlendiğini, mümkünse çözülmeye çalışıldığını gösterdi.
İkincisi ilk kez bir marka bu kadar net ve dürüst şekilde yaklaştı olan bitene. Hele ki bir de Eray’ın talihsiz marka tecrübeleri akla geliyor ki, buradan çıkartın bu görüşmenin önemini… Hataları olabileceğini, ancak bunları en aza indirgemeye çalıştıklarını izah ettiler.
Benim için oldukça faydalı bir görüşme oldu diyebilirim.Eray, Eren ve Murat da kendi yorumlarını eklerlerse görüşmenin gidişatı ile ilgili benim atladığım detaylar daha net ortaya çıkacaktır.
Eray’ın, Eren’in, Murat’ın ve benim konuya bakışlarımız ve kendi tecrübelerimiz ile ortaya koyduğumuz görüşler Starbucks için de ciddi bir vaka örneği yarattı diye düşünüyorum.
Günün tespitleri ise sanırım şunlar oldu:
1.Tespit: Her müşteri şikayet formu doldurmaz ya da Genel Müdürlüğe telefon ile şikayette bulunmaz. Bu sebeple markalar farklı müşteri tiplerine farklı davranış şekilleri geliştirmeli.
2.Tespit: Her müşteri temsilcisi her müşteriye hizmet edecek psikolojik donanıma sahip olamıyor. Müşteri temsilcileri müşteri psikolojisi konusunda daha bilgili olmalı. Bu konuda Starbucks sürekli eğitim ile bunu çözmeye çalışıyor.Hatta bu konuda Eren’in son derece önemli fikirleri var.Paylaşırsa muhteşem olur.
3.Tespit: Hizmet sektöründe en zor iş insan ile uğraşmak. Bu kimi zaman müşteriniz, kimi zaman kendi personeliniz oluyor. Ancak Starbucks yetkilileri müşterilerini "misafir", çalışanlarını da "partner" olarak gördüklerini, konuşmalarının hemen hemen her kısmında vurguladılar.Hatta bir kaç kez müşteri diyerek tahrik etmemize rağmen yine de misafir kelimesini kullanmayı tercih ettiler.
4.Tespit: Dünya devi de olsan, yerel pazarda pazara uygun hareket edeceksin ve müşteri profiline uygun davranış geliştireceksin.Starbucks sadece mağaza müdürünün ikramı ve özel ilgisiyle çözebileceği bir konuyu kupon özelinde çözmeye çalışınca müşteri memnuniyetinde sıkıntı yaşadı.
5.Tespit: Müşterinin yaşadığı sorun ne kadar büyük olursa olsun bunu bir tecrübeye ve olumluya dönüştürmek firmanın elinde.Fakat bunu yaparken müşteriye yaklaşım asla "Konuyu kapatalım, yaşananları unutalım" şeklinde değil, "Senin yanındayız ve bu sorunu çözmek için buradayız" olmalı.
6.Tespit: Çevreyi, paydaşları, müşterileri dinlemeyi hiç bırakmamak gerek.Onlara gösterilecek çok küçük bir ilgi markaya bağlılık yaratabilir. Starbucks bu toplantıyla sanırım bunu yaptığını güzel bir şekilde göstermiş oldu.
Özetle kendi adıma güzel, faydalı bir toplantı olduğunu söyleyebilirim.
Bugün ilk kez müşterisine değer veren, onu dinlemek için çaba gösteren kurumlar varmış dedim.
Bizleri ağırlayan Aslı ve Canan Hanım’lara, misafirperverliklerinden, dürüst yaklaşımlarından dolayı tekrar teşekkürler.Ayrıca gözümdeki algıyı değiştirmeyi başardıkları için de tebrikler.
Eksiğim varsa ricam toplantıya katılan ekibin tamamlaması…
17 Ağustos 2008 19:59
Başlayalım öyleyse…
Bir müşteriniz içeri giriyor, bir sorun yaşıyor ve ardından memnuniyetini sağlamak, kendinize bir şans daha tanıtmak adına bedava içecek kuponu veriyorsunuz.
Geleneksel Türk işletmeciliğinde içeri girer, birşey sipariş eder, gelen siparişi beğenmeyip geri yollamak istersek “Bizde böyle kardeşim, beğenmiyorsan öde borcunu çek git!” tavrıyla karşılaşırız.
Biliyoruz ki, ortalama müşteri, içeride olumsuz bir durum yaşadığında 2 tane kupon verilerek tav edilebilir.
O saatten sonra Starbucks, 3.dünya ülkesinde yaşayan, görmeye alıştığı muamelenin yanında çok farklı bir tavır görünce afallayan bu insan için bir Lovemark’tır.
Peki, ya bu kuponu almak istemezse?
İşte vaka burada başlıyor.
Çünkü kuponu almak istemeyen müşteri, sizin bir tepki olarak o kuponu verdiğinizi kavramış, sıradışı bir müşteri.
Burada yapmanız gereken şey, “tepki” değil “yaklaşım” göstermek olabilir.
Bu, belki sıcak bir tonda sohbet, ya da belki can kulağıyla dediklerini dinleme olabilir ve müşteri tatmin edilebilirdi. Buna rağmen, kupon vermek ısrarı niye?
Burada mekanik işleyişlerin sıkıntısı ortaya çıkıyor. Çünkü ortada bir müşteri memnuniyeti manifestosu var. Müşteri’nin memnuniyeti, mağaza içerisinde yalnız manifesto’ya göre sağlanabilir. Manifesto’nun dışında kalan kısım, Shaya’ya iletilir ve sorun bir üst kanaldan çözülmeye çalışılır. Peki, müşteri bundan tam anlamıyla tatmin olabilir mi? Kimisi olur, kimisi olmaz.
Benim burada bir iddiam var. Merkeze bildirilen şikayetlerin buzdağının yalnızca görünen kısmı olduğunu, dolayısıyla çözülmemiş sorunlar olarak bir de görünmeyen kocaman bir kısım olduğunu düşünüyorum. Nedenini açıklayım…
Orada konuşurken Canan Hanım eğitim sistemlerinden bahsetti. Açıkları kapatmak için elbette metodik bir şekilde eğitimler vardır, ancak Starbucks’ın bir yaptırım sisteminin de olduğunu düşünüyorum.
Zira yaşanan olay buradan aksetmiş ve görüşmeyi buradaki yazıya istinaden gerçekleştirmiş olduk, oysa ki bizden önce mağazadaki supervisor’ın gidip bu durumu “Ben bugün bir müşterimizin sorununu çözemedim” diyerek bildirmesi gerekirdi diye düşünüyorum.
Bunu yapmamasındaki neden belki durumu hafife alması, belki de sene sonundaki değerlendirmelerde hanesine eksi puan yazdırmaktan, düşük performanslı gözükmekten korkması olabilir.
Peki, Starbucks nasıl kurtulur?
Bu durumu aşabilmek için, sorunlu müşterilerle iletişimde başarısız olanlara ve bunu bildirenlere ödül olarak kişilerarası iletişim, tüketici davranışı ya da çeşitli sosyal bilimler eğitimleri verilmesi olabilir. Ancak öyle basmakalıp eğitimler değil, daha terzi kesim, daha insana yakın. Mümkünse akademisyenlerin tepegözlerden vermediği eğitimlerden (bunu derken kimseyi de gücendirmek istemem)…
Böylece hem karşılaşılan vakalardan feedback alınıp süreçler geliştirilir, hem de çalışanların kişisel gelişimleri desteklenmiş olur.
Çok maliyetli oldum, biliyorum, ama ideal olan bu gibi =)
Not: Eray ile canlandırma yaparken, müşteriye empati göstermek adına yapılacak yaklaşımın tonunun da çok hassas olduğunu düşündük.
“Buyrun, size bir kahve ikram edeyim ve önerilerinizi dinleyim” derken, karşı tarafın arkadaş canlısı tonu yakalayabilmesi, çalışanın da bu tonu verebilmesi çok önemli. Bu sefer de ziyaretçinin gözünü korkutarak kaş yapayım derken göz çıkarmamak gerek…
17 Ağustos 2008 20:50
Bir de ufak ekleme yapmak isterim; Starbucks’ın web 2.0′a iyi hakim bir PR şirketi ile çalıştığını ve medya takibi üzerinden sözkonusu yazıya ulaştığını düşünmüştüm, ancak bu bilgi direk kurum içerisinden bir web 2.0 takipçisi tarafından gelmiş.
Bu, bir Türk şirketi olsa sevinirdim. Bu şekilde ancak “etkilendim” diyebiliyorum.
Benzer vizyona sahip insanları yerel işletmelerde ve kıymetli pozisyonlarda görebileceğimiz günler diliyorum =)
18 Ağustos 2008 16:32
Gerçekten case study olmuş…Bu arada etkin web 2.0 takibi yapan bir PR ajansı yok TR’de(bildiğim kadarıyla)…Ben Google alerts’i kullanıyorum onun yerine, fakat çok da etkin değil…Çok keyifli bir blog serisiydi, tebrikler:))
19 Ağustos 2008 13:50
Ufuk Hanım, ben de kendi adıma çok keyif aldım bu süreçten açıkçası.Sizlere de keyif verdiyse ne mutlu bana.
Bu arada Eren’in yorumuna katılıyorum, vakanın başladığı nokta Eren’in vurgu yaptığı “Kuponu almak istemeyen müşteri” noktası.
Markanın uyguladığını varsaydığımız “yaptırım” konusunda ise bence personelin eğitim seviyesi de son derece önemli. Hiç yaptırım uygulanmasa bile yeterince eğitimli olmayan ve durumun önemini farkedemeyen personel şikayeti ya da vakayı genel müdürlüğe iletmeyi lüzumlu görmeyebilir, hatta zaman kaybı olarak görebilir. Eğitimlerde mutlaka bu konuya da girilmeli diye düşünüyorum.
20 Ağustos 2008 10:58
Shaya - Starbucks, bizim yanımımızda, bizim ve müşterinin gözünden durumu değerlendirdi. Aslı ve Canan Hanım’dan sonra devam ettiğimiz kısımda biz bir de marka açısından değerlendirdik durumu.
TÜM müşteriler haklı (mı?)
Yaşanan durumun içeriğini tam olarak bilmiyoruz, biz sadece olay anından haberdarız. Acaba gerçek bir sorun mu vardı ortada yoksa müşteri gerçekten problemli miydi?
Hepsinden bağımsız benim de aklıma gelen tek nokta sorun müşteri tarafından bildirilmiyorsa, çalışan pardon partner bu olayı bildirmeli.
Tabi ki olması gereken müşteri tarafından bildirilmesidir ancak bir şikayet formu doldurmak gerçekten sıkıcı bir iş.
Şöyle düşünüyorum, sadece isim ve telefonun yazılacağı; şikayet konusu, olayın gerçekleştiği tarih, gerçekleştiği yer, hava sıcaklığı, nem oranı gibi müşteri için gereksiz soruların olmadığı bir form ile(hatta bunun adı kupon bile olabilir) verilip “lütfen, bu durumu düzeltmemiz ve bir daha yaşanmamasını sağlamak için bize yardımcı olun” demek çok daha başarılı olabilir.
Müşteri pardon misafir ile iki telefon görüşmesi yapılacak bundan sonra;
1. Yaşanan olayın bilgisini almak
2. İyileştirme yapıldıktan sonra “sizi bir kahve ikram etmek istiyoruz”
Kahve iç(e)meyen kendimi koyuyorum buraya ve işte benim markam.
Shaya - Starbucks’ın tebriği hak ettiği bir nokta da aracı bir kurum olmadan markaları hakkındaki sohbetleri dinlemeleri, iletişime geçmeleri ve bunları çözmeye çalışmaları.
Yaşanan bu olumsuz olay benim için mutlu bir deneyim oldu.
29 Ağustos 2008 13:11
Canan Hanım’dan gelen mesajı yorum olarak yayınlıyorum iznini alarak.
——————————————————
Özgür bey merhabalar,
15 Ağustos’taki görüşmemize ilişkin notlarınızı paylaştığınız yazınızı ve akabinde Eren ve Eray beylerin paylaştığı yorumları keyifle okuduk.
Siz değerli misafirlerimiz ile hem markamız, hem de misafirlerimiz açısından bakarak görüşlerimizi karşılıklı paylaşabildiğimiz güzel bir sohbet geçirdiğimizi ve yazınızda belirttiğiniz gibi bizim için de çok verimli bir görüşme olduğunu özellikle belirtmek isterim.
Yazınızda paylaştığınız tespitlerinizin, Eren ve Eray beylerin yorumlarında ekledikleri değerlendirmelerin bizler için de çok kıymetli bilgiler olduğunu söylemek istiyorum.
Değerli vakit ve görüşlerinizi paylaştığınız için; size, Eray, Eren ve Murat beylere çok teşekkür ediyoruz.
Sizleri her zaman mağazalarımızda ağırlamaktan ve markamız ile ilgili tüm konularda iletişimde olmaktan mutluluk duyarız.
Görüşmek dileğiyle…
Canan Kelel
Starbucks Coffee Türkiye
Müşteri İlişkileri Uzmanı