Aile Bireylerine de Görev Tanımı Lazım!
aile anayasası, aile şirketi 26 Ağustos 2009
İşim gereği küçük ve orta büyüklükteki işletmeler başta olmak üzere bir çok işletme ile muhatabım.
Türkiye’de işletmelerin neredeyse % 99,5‘unu oluşturan küçük ve orta büyüklükte işletmeler, nitelikli işgücünün % 27‘sini çalıştırmakta bugün itibariyle.Bunların % 95’i aile şirketi.
KOBİ‘ler sanayi istihdamının % 60‘ını sağlamakta. Ölçekleri küçük olan ve (1-9) işçi çalıştıran KOBİ‘lerin toplam KOBİ‘ler içindeki oranı % 99.
Türkiye bir Kobi ve aile şirketi ülkesi netice olarak.
İşte ülkemizdeki KOBİ’lerin de ağırlıklı olarak aile şirketleri olduğu göz önüne alındığında, biz Türklerin en sorunlu olduğu kısımda problemler alıp başını gidiyor: İLETİŞİM
İletişim, günlük hayatta en çok sorun yaşadığımız alan aslında. Hepimiz gündelik ihtiyaçlarımızı giderebiliyoruz, yaşantımızı devam ettirebiliyoruz ancak iş iletişim kurmaya gelince, hele bir de iletişim kurduğumuz nokta bir takım özgürlüklerimizi, çıkarlarımızı hatta egomuzu rahatsız eder bir noktaysa iletişimi doğru kuramıyoruz…
Aile şirketleri tam da bu noktada sorunları oldukça fazla yaşıyor. Büyük ortaklar ailenin genelde en yaşlı, en muteber kişileri, hayatta iseler işin kurucuları.
İşin kurucuları demişken, derine inelim biraz.
İlk başlarda sıkıntı yok, bu kurucu ortaklar evli değiller, çoluk-çocuk yok. Tek dert işin büyümesi, bunun da şartı birlik olarak daha fazla çalışmaktan geçiyor. Bu durum aile şirketleri açısından ciddi avantajlar getiriyor. Çünkü zaten bir doğal birlik var, aile, akabinde sen çok çalıştın, ben az çalıştım tartışması da olmuyor, çünkü saygı ve sevginin aile şirketlerinde en yoğun olduğu zaman dilimi bu, birinci evre.
Sonra yavaş yavaş yaş kemale eriyor, ikinci evresinde şirketlerin evlenmeler başlıyor, çocuklar doğuyor, büyüyor, gene sıkıntı yok en az bir on beş sene,yengeler bir sorun çıkarmazsa. Evet yengeler, Türkiye’de aile şirketlerinin olmazsa olmazı.
Ne örneklerle karşılaştık yaptığımız çalışmalarda. Sevdiğim bir danışman abimin sözüdür: “Türkiye’de aile şirketleri ile iş yapacaksan önce yengeleri anlayacaksın, onlar yönetir aslında şirketi.” Hepsi için böyle değildir kuşkusuz. Ama çoğu için böyle.
Bu sıkıntılı aile şirketlerinin sadece yüzde 3.4’ü, 3’ncü kuşağı görüyor.
Aile şirketlerinin temel amaçlarından biri, devamlılıklarını sağlayarak sonraki kuşaklara geçişi sağlamaktır.Ancak bu çok kolay bir süreç değildir.Aile şirketleri için en güvenli çözüm yolu, aile içerisinden kurumsallaşmanın önemini anlayıp uygulayan ve şirket yönetiminin her alanında söz sahibi olan genç aile bireylerin yetişmesinden geçmektedir.
Bugün Türkiye’nin en büyük firmaları aile şirketleri. Fakat bu tip sorunları yaşamış olsalar da geride bırakmayı bilmişler.
Canlı bir örneğimiz var.
İstanbul’da çok bilindik bir restorant zincirine danışmanlık yapıyoruz. Firmayı, restorantları, çalışanları, genel yönetimi, pazarlamayı, finansı, bütçeyi, kaliteyi, insan kaynaklarını, satışı, satın-almayı, akla gelen ne varsa inceliyoruz. Sonunda bir rapor çıkıyor ortaya eldeki verilerle.
Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı ile raporu konuşuyoruz, firmada sorunların olduğunu fakat hiçbirinin çözülemez olmadığını iletiyoruz, çözüm yollarını anlatıyoruz uzun uzun, ancak görüyoruz ki patron sıkıntılı, zorla çıkarttırıyoruz ağzındaki baklayı, diyor ki özetle:
“Hoca, sen bu işleri bırak, bu raporda saydıklarının hepsi çözülür ama kardeşim geçen ay şirketten şu kadar para çekmeme, şuradan ev almama, eşime şu takıyı almama kızıyor, gidiyor kendisi de aynılarını yapıyor. Ben harcadığım paraya karışılmasını istemiyorum, ama onların ki fazla.”
Hadi gel de bunu çöz şimdi.
Tabi ki bir çözümü var, günün büyük icadı “Aile Anayasası” ve ona yardımcı unsurlar. Ama çok can yakar, çok can acıtır, fedakarlık gerektirir, anlayış ve iletişim gerektirir. Evet döndük dolaştık yine iletişime geldik. Tarafımızdan çözülemeyecek bir sorun varsa o da bu, eğitimler, koçluk çalışmaları ile nispeten yardımcı olunabilir, ki biz de öyle yapıyoruz, yardımcı oluyoruz.
Bugün hala danışmanlık verilen bu firma, pazarlamasındaki, finansındaki, kalitesindeki, insan kaynaklarındaki, en sonunda genel yönetimindeki problemleri adım adım çözdü. Ama aile içerisinde yengelerin dengesini kurmaya hala çalışıyoruz. Yengelerin dengesi Kobi statüsündeki aile şirketleri için çok önemli.
İşte o yüzden nasıl çalışanlara görev tanımları yapılıyorsa, aile bireylerine de, aile şirketlerine gizli ortak olan yengelere de birer görev tanımı şart. Sınırları, kırmızı çizgileri belirlemek şart.
Gerisi bir şekilde çözülüyor.
-
Özgür Emre Öztürk
-
Eğitişim Kariyer Enstitüsü
-
prisoners

