Arşiv araması yapılan kelime: pazarlama

16 Kas 2008

Pazarlama Evreninin Merkezi

Yorum Yok Marka, Müşteri, Müşteri Deneyimi, pazarlama, WOMM

Tıpkı güneşin dünya etrafında döndüğünün gerçek olmadığı gibi pazarlama da reklam, satış ve promosyon etrafında dönmez.

Pazarlamanın en önemli görevlerinden biri illüzyon yaratmak üzerinedir.Bu da içine ürün imajını, konumlanmayı, marka kimliğini alır.

WOM, pazarlama evreninin merkezidir.İnsanlar gördükleri reklamlar hakkında, okudukları bilgiler hakkında konuşur ve kişiyi satın almaya ikna eden şey gerçek pazarlama malzemesi değil konuşmadır.

Tatmin olmuş ve mutlu bir müşteriniz varsa bu binlerce YTL’lik pazarlama bütçenizi çok daha etkili kılar. Bundan sonra yapacağınız pazarlama çalışmalarınızı dışarıya taşıyacak “gönüllü” pazarlama adamlarınız var demektir.

Tatmin olmuş ve mutlu bir müşteri ürününüzü ya da hizmetinizi tavsiye ettiğinde bu karşıdaki müşteri adayına maruz kaldığı pazarlama mesajından daha akılcı, nesnel ve rahatlatıcı gelir. Hatta almış olduğu pazarlama sinyallerini bütünler bile.

Buradan hareketle temel nokta müşterilerle doğru kanallarla doğru iletişim kurabilmektir diyebiliriz. Onları birer “marka gönüllüsü”  haline getirmek, ve tabi ki bunu becerebilmek için çok iyi bir planlama yapmaktır.

WOMM yoluyla müşteriyi sizin ürününüzü satar hale getirmek, satışları arttırmanın en kolay ve iyi yoludur.

Araştırmalar, “olumlu bir müşteri deneyimi” yaşamış bir müşterinin beğendiği ürün ya da hizmeti ortalama 3 kişiye anlatmakta olduğunu, buna karşılık “olumsuz bir müşteri deneyimi” yaşamış bir müşterinin bunu 11 kişiye anlatmakta olduğunu göstermektedir. Bu nedenle WOMM, eğer müşteriye nasıl davrandığınıza dikkat etmezseniz geri tepebilir ve kendi kendinize kötü bir pr çalışmasına imza atmış olursunuz.

WOMM günümüzde çok daha önemli hale geldi. Artık anlık iletişimin doruğa çıktığı, elektriksiz! değil internetsiz evin kalmadığı bir dönemi yaşıyoruz. WOMM bu süreçte kendiliğinden doğuyor, çünkü hiçbirimiz bu kadar yoğun bilgiyi içimizde tutup sindiremiyoruz, paylaşmak istiyoruz. Bolca okuyoruz, kimilerimiz blog yazıyor, diğerleri okuyup yorum yapıyor, bazılarımız sadece okuyor ama başkaları ile paylaşıyor.

Artık zaman markalar için çok daha tehlikeli bir zaman. Müşteri daha bilinçli, uğradığı haksızlığı hazmetmiyor, bunu genelde konuşarak, kimi zaman yazarak, kimi zaman markaya ulaşarak ama mutlaka bir şekilde gösteriyor.

Bu noktada markalara daha çok iş düşüyor. Artık markalar blogları takip etmeli, google alert’i kullanmalı ya da daha amatör bir markaysa bunları yapacak kapasiteye sahip vizyon sahibi adamlarla çalışmalı…

Gelenekselin düşüş halinde olduğu bir devri yaşıyoruz.WOMM, doğru ve dürüst bir markaysanız! bir zaman ve nakit tasarrufçusudur.

Müşteriler aldıkları bilgiyi analiz edecek, bunu iletecek, kendi tecrübelerini de katarak markaya fayda sağlayacaktır.

Görev markaların, görev müşteriyi oyunun içine katma ve oyunun içinde tutma zamanı… Başaran kazanır…

27 Eki 2008

Blog Kapatmalarının Faili Belli Oldu: Digiturk

4 Yorum Antifraud, Digiturk, pazarlama, PR

İnanın şoktayım.

Cuma günü Blogger’ın kapatılması ile bu platform üzerinden yayın yapan tüm bloglar da kapatılınca şaşırmamış(!), üzülmüştüm.

Türkiye’de yaşıyoruz, kimbilir yine kim neye kızdı, mahkemeye verdi, konuyu derinlemesine bilmeyen bir yargı mensubu da karar verdi sanmıştım. Ama işin özü çok vahim bu kez.

Olay bir-iki gün içinde açığa çıktı, olayın faili belli oldu:Digiturk!

Hani şu dijital platformların ilki, öncüsü, teknoloji lideri, en çok abone sayısına sahip Digiturk.

Olayın çıkış noktası ise blogger üzerinden yayın yapan bazı blogların LigTV yayınlarını herkese açık, şifresiz olarak yayınlaması. Digitürk ihale ile büyük bir meblağ karşılığı aldığı ve abone usülü verilen LigTV yayınlarını şifresiz veren çok sayıda blogun bulunduğunu ileri sürerek telif hakları yani fikir ve sanat eserleri (FSEK) kanunu kapsamında mahkemeye başvurmuş.

Digiturk’ün telif hakları ihlallerini takip eden ve bunları durduran bir ekibi var. Bu bölüm Antifraud olarak adlandırılıyor.Başvuruyu yapan bu bölüm.

Fakat bunu yaparken sanıyorum olayın büyüklüğünün farkında değillermiş ya da bunun nasıl bir etki yaratacağını düşünememişler diyorum kendi kendime.

Burada bir kaç tespitte bulunmak gerekiyor diye düşünüyorum:

  1. Bu tip durumlarda süreci yönetecek kişi bir Antifraud Yöneticisi’den daha öte olmalı.
  2. Dijital alanda yayın yapan, hedef kitlesi bu teknolojiye hakim ve kullanan insanlar olan servis bazlı bir şirket, dijital alanı çok çok iyi kullanan ve hiç suçu bulunmayan bloggerları da karşısına almış durumdadır.Buna çözüm bulmak zorundadır.
  3. Bu süreçte blog hizmeti veren servis sağlayıcılarının kapatılması yerine, Lig TV yayınlarını bloglarla internetten herkese açık, şifresiz olarak yayınlayan blogların/kişilerin IP numaralarının mahkemelere ve savcılara verilmesi ve bu içeriklerin durdurulması mümkün değil miydi?
  4. Keşke bu süreç yaşanmadan bu problem öngörülseydi, hele ki ortada bir wordpress kapatılması örneği varken.

Bir Pazarlama Danışmanı olarak, konu ile ilgili önerilerim ise şunlar:

  1. Digiturk, yaptığı hareketi resmi bir dille açıklamalı ve bunu müteakip yaşanan sorunlardan dolayı özür dilemelidir.
  2. Bu açıklamalar şirket avukatı, antifraud bölümünden bir sorumlu ve bunlara ek olarak mutlaka bir PR uzmanı ile beraber yapılmalıdır.
  3. Digiturk yaşanan krizi küçümsememeli, bloggerların önemini (anladığını) bildiğini! belirtmeli ve bloggerlarla toplantılar yapmalı, bir an önce arayı düzeltmeli, ortak basın toplantılarını göze almalı ve herkesin bu durumdan mağdur olduğunu anlatabilmelidir.
  4. Bu durumun sonuçlarını ölçmeli, en azından Blog Search’de Digiturk konulu yazıları görmelidir.
  5. İnternette site kapatma kararı aldırırken doğru yönetilmemiş bir operasyon yüzünden marka değerini ne durumlara düşürdüğünü görmeli, sonuçlarını ölçmeli, bunu tekrarlamayacak bir sistem kurmalıdır.
  6. Ve kesinlikle bu kötü PR’ı temizleyecek PR bütçesini, blogger’ı kapattırarak ettiği karla ölçmelidir. Aradaki fark sanırım her şeyi anlatacaktır.

Ben birçok blogda gördüğüm “Digiturk iptali” kampanyalarının çok büyük başarıya ulaşacağını düşünmüyorum. Ancak yaratılan kötü izlenim sanırım çok daha fazla zarar verecektir.

Kendi ayağına kurşun sıkan markadır artık gözümde Digiturk. Adından digitali de atmalıdır. Düştüğü durumu Blog Search‘de, Twitter‘da izleyip kendisine yeni bir yol çizmelidir.

İnternetin hafızası insan hafızasından daha kalıcı, bu konuda Özgür‘e katılıyorum. Sanırım bu yaşananı Digiturk düzeltmezse, uzun yıllar hatırlayacağız…

28 Tem 2008

Amannn, Müşteri Sen De!

6 Yorum Brand, Güven, Marka, Müşteri, WOMM

Gerçekten de yaptığımız işte müşterinin bize güvenmesi o kadar da önemli mi?

Yoksa biz zaten kendi kriterlerimize göre en güzel, en dayanıklı, en kullanışlı ürünü üretiyor ve zaten konumuzda sektörün en iyisi olduğumuzu mu düşünüyoruz?

Yani aman “Müşteri, sen de!” mi diyoruz “Adam sen de!” der gibi yoksa müşteriyi dinliyor muyuz?

Büyük bir marka, büyük bir algı demek öncelikle benim gözümde.

Bu algıyı yaratan unsurlar ise çeşitli:

  • Ürünün sağlamlığı,
  • Ürünün servis ağı,
  • Satış sonrası hizmet,
  • vs.vs. ve ulaşılabilirlik

Evet “Ulaşılabilirlik!”

Yukarıda saydığım şartlar kişiden kişiye değişebilir; bir ürünü satın alırken, benim kriterim başka, sizinki başka olabilir.

Ama günümüzde bir nokta bence fazlasıyla ağır basmaya başladı, o da markanın ulaşılabilir olması.

Devamı