Mühürzade Mehmet Nuri ya da soyadı kanunundan sonra Atatürk’ün verdiği soyadı ile Nuri Demirağ.
Bir Türk girişimcisi.
Her girişimci gibi hayalleri var.
Bakın nasıl bir hayat hikayesi var Nuri Demirağ’ın…
1884 yılında Sivas Divriği’de dünyaya gelmiş. 1910′larda Beyoğlu Varidat Müdürü iken 1919 yılında memuriyetten aynlmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kağıt lira, o zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısını gidermenin; üretmek olduğunu düşünür.
Ve cebindeki bu parayla 1918′de yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. İlk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı.
O zamana kadar sigara kağıdının tekelini elinde tutan Rumlar ve Ermeniler’di. Mühürzade Mehmet Nuri’nin "Türk Zaferi" adını verdiği sigara kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para kazandırmıştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli görünce, yeni bir karar verir ve der ki: "Maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine hasredeceğim."
Ardından Fransız firmalarının demiryolu yapımını bırakmaları üzerine demiryolları yapmak için açılan ihaleye davet edilen yabancı firmalardan en ucuz teklifi veren firmanın istediği fiyatın dörtte biri fiyatına bu yolları yapacağını belirterek ihaleyi alır ve Samsun’dan başlayarak "Fevzipaşa-Diyarbakır", "Afyon-Antalya", "Sivas-Erzurum" ve "Irmak-Filyos" hatlarında 1012 kilometrelik demiryolu yapar.
Sivas – Erzurum arası arazi çok dağlık ve kayalık olduğu için tünel yapımı balyozlarla dağları delerek yapılır. İşçiler bu dağlarda demir olduğu için çok sert olduğunu, balyozlarla çok zor kırıldığını, parçalandığını, çok zaman aldığını söyleyip dert yanınca, "Her balyozda fındık kadar taş kırabilseniz de, inşaata devam edeceksiniz." diyerek kesin talimatını verir. Balyoz ve çekiçle bu tüneller açılır. Bu çok zor ve kıt kaynaklarla yapılması imkansız görülen uzun demiryolu inşaatlarını yapıp tamamladığı için 1934 yılında, Mustafa Kemal Atatürk ona ve kardeşine Demirağ soyadını verir.
Ardından İzmit Seka Kağıt Fabrikası’nı kurar.İstanbul Hal Binası inşaatlarının yapımını üstlenir ve kısa sürede tamamlar.
1936 yılında ise hayallerinin en üst noktası için düğmeye basar: Uçak üretecektir.
Bunun için, Beşiktaş Nuri Demirağ Uçak Atölyesi’nin etüt merkezi bugünkü ifade ile genel müdürlük, idari binası yapılır. Barbaros İskelesi’nin tam önünde, Deniz Müzesi’nin solunda bulunan büyük sarı binayı Etüt merkezi olarak inşaa ettirir.
Bu arada Türk Hava Kurumu 10 tane eğitim uçağı ve 65 tane de planör siparişi verir. Nuri Demirağ ve ekibi, bir yandan bu siparişleri yapmak için tüm gayretlerini sarfederken, bir yandan da yepyeni bir model geliştirirler. Bu Nu.D.38 ismini taşıyacak olan altı kişilik, çift motorlu, gövdesi alüminyum kaplama bir yolcu uçağıdır.
Türkler’in kendi uçaklarını kendilerinin yapması belli başlı uçak fabrikalarını endişelendirir. Ama yine de Türkler’in iyi bir uçak sanayii kurabileceklerine inanamazlar.
Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki fabrikada yapılan ve hiç bir bozukluk göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırır.
Hele çift motorlu, barışta yolcu uçağı, savaşta istenildiği zaman eksiksiz bir bombardıman uçağı görevini görecek şekilde yapılan ve saatte 270 kilometre hıza ulaşan, 5 bin 500 metre yükseğe çıkabilen ‘Nu.D.38′in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini birden Türkiye’ye ve Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının üzerine çeker.
Özellikle İngiliz ve Almanlar’dan başka Amerika’nın endişeleri daha büyük olur. Gerçi Türkler’in bu işin altından kalkabileceklerine inanmazlar; fakat bu iş gerçekleşirse, ileride bir pazar kaybetmenin endişesine de kapılırlar.Bu düşüncedeki Amerikan Uçak İmalatçıları Birliği, Türkiye’ye tetkiklerde bulunmak üzere birliğin başkanı Bay Todd’u göndermişti.
Artık iş büyüyor; faaliyetinin sınırları genişliyordu. Atölyede yapılan uçakların testleri için bir piste ihtiyaç olur. Bu yüzden Yeşilköy’de, şu anda Atatürk Hava Limanı olarak kullanılan, Elmas Paşa Çiftliği’ni satın alarak, orada 1559 dönümlük geniş arazi üzerinde, 1000×1300 metre ölçülerinde bir uçuş sahası yaptırır. Bu sahanın üzerine bir de, Nuri Demirağ Gök Okulu, uçak tamir atölyesi ve hangarlar yapılır.
Nuri Demirağ ve Boğaz Köprüsü Projesi
Demirağ bu hayalini de projeye dökmek için 1931 yılında hazırlığa başlar. Amerika’dan uzmanlar getirir. Uzun boylu görüşmeler, etüdler yapılır. Ve nihayet Amerika’nın San Francisco şehrindeki o zamanın parasıyla otuz küsur milyon dolara mal olan meşhur Altın Kapı Köprüsü’nü yapanlarla anlaşır. Aynı düzeni İstanbul’a getirmeyi kabul ederler. Her şey hazırlanır. Ahırkapı’yla Salacak arasında 8 ayağı karada, 10 ayağı denizde ve 960 metresi karada, bin 600 metresi denizde olmak üzere 2 bin 560 metre uzunluğunda, 20 metre 73 santimetre genişliğinde, deniz seviyesinden 53 metre 34 santimetre yükseklikte, 701 metresi asma, üst tarafı demir köprünün projesi tamamlanır.
Kumkapı’dan ayrılacak bir makasla içinden tren de geçecek, ayrıca tren hattının iki tarafında tramvaylara, kamyon, otomobil ve otobüslere ait ayrı ayrı yollar bulunacak, köprünün iki tarafı da yayalara mahsus olacaktır.
Bu köprünün yapımında, Nuri Demirağ’ın eğitimlerine büyük destek verdiği beş Türk genci de çalışacaktır. Bu genç mühendisler, projelerin hazırlanması sırasında San Francisco’nun Hudson Körfezi’ndeki Altın Kapı Köprüsü’nde uzun süre çalışmış ve incelemelerde bulunmuştu.
11 milyona mal olacak köprü üç buçuk yılda tamamlanacaktır. Köprüden geçecek olan tramvayların 2’nci mevkiinden 30 para, 1’incilerden 50 para, otomobillerden 10 kuruş, dolu kamyonlardan 25 kuruş alınması planlanıyor, böylece köprünün, masrafını 67 yılda çıkaracağı hesaplanıyordu. En az onun kadar önemli olmak üzere, bu köprüyle, ayda 70 bin lira zarar getiren, ulaşımı aksatan araba vapurlarının işkence haline gelen seferlerine niyahet son verilmiş olacaktı. Ayrıca köprünün inşası ile uluslararası deniz limanı yeri de belirlenmiş olacaktı.
Nuri Demirağ’ın İlkleri
- 1922′de ilk Türk sigara kağıdını üretti.
- 1936 yılında seri üretim olarak ilk Türk uçağını yaptı.
- 1943 yılında 6 kişilik ilk Türk yolcu uçağını yaptı.
- 1945 yılında çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisini kurdu.
- Ankara’nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı.
- İlk yerli paraşütü yaptı.
- İlk prefabrik ev imalatını yaptı.
- İlk şehir ve köy planlarını hazırladı.
- İstanbul Boğazı’na özel köprü yaptırmayı projelendirdi.
Daha başka?
1942 yılında, yapımcılığını üstlendiği Sivas Çimento Fabrikası hizmete girdi. Bursa’da Sümerbank‘ın Merinos fabrikasını kurdu. İstanbul Boğazı’na özel köprü yaptırmayı projelendirdi. Karabük’te Demir ve Çelik fabrikasını kurdu. 1945 yılında, siyasete atıldı ve Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Türkiye’nin Çok Partili Yaşama geçişini başlattı. 1954 yılında, Demokrat Parti listesinden Sivas Bağımsız milletvekili oldu. 1957 yılında, Nuri Demirağ, İstanbul’da vefat etti.
Peki sonunda o uçaklara ne mi oldu?
Yaptığı uçaklar yok pahasına başka devletlere satıldı.
Ne gariptir ki THK’nın almadığı bu uçaklar senelerce hatasız uçar ve bir tek kaza dahi olmaz.
1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak’a şunları söyler; "30 sene erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim…"
Ne dersiniz? Erken mi geldi Nuri Demirağ, yoksa biz mi kendi kendimize çelme taktık medeniyet yarışında…
Bunları yapan başka bir ülkede olsa anıtı dikilirdi, bizdeyse tarihin arka sayfalarında acı bir hatıra oluyor.
Kaynaklar:
Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı – Dr.Muhittin Şimşek

