03 Nis 2009

Tweetleyen Markalar

4 Yorum Sosyal Ağ, sosyal medya, Twitter

Twitter Mart 2006′da lanse edildiği zaman sosyal medya ve ağlar arasında basit kullanımı ve arayüzü ile ortaya çıkan bir micro-blogging sistemiydi.

Basit kullanımlı ve arayüzlü bu mini mucize 2008 Ocak’ta milyonu, 2009 Ocak’ta 6 milyon kullanıcıyı aştı.

Bu kullanıcı sayısı markalar için de bulunmaz nimetti tabi.

Son dönemde Twitter markalar için yeni bir mecra haline geldi, ki bu trend devam da edecek gibi gözüküyor.

En son Türk Hava Yolları takip etmeye başladı beni.

Türkiye’de bu durum yeni yeni oluşmaya başladı. Öyle ki THY‘nin Twitter’da 316 takipçisi var. Türk Hava Yollarının takip ettiği ise 2001 kişi var.

Yine beni takip eden markalardan Miles and Smiles‘ın 572 takipçisi, 1999 takip ettiği profil var.

Yerel seçim döneminde de Türkiye’nin Obama’sı olmaya aday iki siyasi Kemal Kılıçdaroğlu ve Mustafa Sarıgül‘ün tweetlediğini görmüştük. :)

İngiltere’de Tamar tarafından yapılan bir araştırmada ülkenin en hızlı büyüyen sosyal medya platformu olarak öne çıkan Twitter’da markaların Twitter’ın etkisini fark ettiğini ve yoğun bir şekilde kullanmaya başladığını görüyoruz.

Burada en ilginç sonuç listenin başında bir geleneksel medya kuruluşu olan BBC’nin bulunması ve tam 320.000 takipçiye sahip olması.

Sky televizyonu ise 9.000 takipçiyle 2.sırada.

Ülkemizde toplam kullanıcı sayısı nedir bilmiyorum, bilen bir arkadaşım varsa paylaşırsa ben de memnun olurum.

İngiltere verilerine baktıktan sonra global anlamda da verilere bakmak gerekiyor.

Şubat 2009′daki verilere göre “Super Brands” olarak adlandırılan markaların yarısından fazlası henüz Twitter’da yok bile.

Teknoloji ve medya şirketleri yine bu araştırmaya göre en açık ve hızlı şekilde Twitter’a adapte olabilen şirketler.

Global manada Twitter’daki marka sıralaması ise bize ilk 5te Microsoft, BBC, Sony, Apple, Playstation’ı veriyor.

Yahoo bu listede 7.liği, Google ise ancak 9.luğu alabiliyor.

Türkiye’den de verilere ihtiyaç var. Markalar ne kadar çabuk bu mecrayı sahiplenirlerse o denli çabuk büyürler sosyal medyada da.

Sosyal medyanın içinde yer almaya gayret eden, yazan, okuyan, paylaşan biri olarak Twitter’daki markalara sempati duyduğumu ise saklayamayacağım :)

26 Mar 2009

Esas Holding Krizi Nasıl Yönetecek?

Yorum Yok Genel

“Esas Holding Krizi Nasıl Yönetecek?”

Günün sorusu bu.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bindiği helikopter Esas Holding’e bağlı MedAir şirketinin.

Pegasus Havayolları’nın da bağlı olduğu Esas Holding ise Şevket Sabancı’nın.

İki gündür helikopterden sinyal alınamaması, olayın tam da yerel seçimler öncesi yaşanması, konunun hassasiyetini daha da arttırıyor.

Böyle bir durumda şirketin kurumsal imajı ve krizi yönetip yönetemediği de ikinci plana düşüyor tabi.

Kurumsal açıdan kriz yönetilmeli, şirketin yerle bir olan imajı toparlanmalı ama helikoptere ulaşılamaması tüm bu durumu Esas Holding açısından da çok zor duruma getirmiş durumda.

Çok ilginç bir vaka çıkıyor önümüze.

Komplo teorileri de olacak bolca.

Dileğim Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin sağ salim kurtulması ama olayın üzerinden de bir günden fazla zaman geçti, ümitler azalıyor.

09 Mar 2009

Feel Like A Star?

3 Yorum Genel

Uzun zaman oldu yazmayalı, ne blogumda, ne Marketing Circle’da ne de başka bir yerde.

Benim için oldukça yoğun, meşakkatli geçen bir süreçti açıkçası. Bundan sonrası da öyle olacak gibi.

Bu süreçte en son Denizli’ye gittim danışmanlık için THY ile.

Son günlerde dikkat etmişsinizdir, uçaklarda bir gariplik var, çoğu ile varmak istediğiniz istasyona uçamıyorsunuz. En son bu sabah Adıyaman’a dün Kayseri’ye inemedi uçaklar. Biz de Denizli’ye gidelim derken Antalya’ya uçtuk mesela. Pilotlarda Amsterdam kazasından bu yana ciddi bir tedirginlik var gibi geldi bana.

THY’nın el atması gereken bir sorun sanki bu. Yolculara çokta güven vermiyorlar yaşanan problemlerde.

“Kendimi star gibi hissediyorum” derken Amsterdam’da “Star gibi öldüm” mottosu ile karşılaşınca bu tedirginlik tüm yolcuları da sarmış, kabin ekibiyle beraber.

Hava şartları kötü olunca Denizli’ye iniş yapmaya çalışan uçağımız havada benim bunca senedir yaşamadığım bir türbülansa kapılınca ya da daha doğrusu savrulunca (daha önce çok türbülans yaşamış biri olarak buna pek türbülans diyemiyorum) tabi ki ürktük. Pilot da ürkmüş olacak ki pisti tekrar denemeden Antalya’ya doğru yol aldı.

İşte krizi yönetme problemi de burada başladı. Biz yaklaşık 30 dk. daha yolculuk yaparak Antalya’ya geldik. Bu süreçte Antalya’ya iniş yapacağımız belli olmasına rağmen, THY Antalya ekibi Denizli’ye otobüs ile sevki ancak 1 saat geçtikten sonra ayarlayabildi.Üstelik ayarladıkları otobüste ne bir THY yetkilisi ne de yolu bilen bir şoför vardı.  Sularımızı aldık, yere sağ salim indiğimiz için şükrettik ve başımızın çaresine bakmamız için otobüse bindirildik. 3,5 saatlik yolu 5,5 saatte uçak yolcularının tarifiyle ancak tamamlayabildik.Bir de ne gereği olduğunu anlamadığımız şekilde inemediğimiz Denizli Çardak Havaalanı’na da THY’nın telefonla talimatı üzerine uğradık :) İndiremedik ama bir şekilde getirdik der gibi :)

THY’nın imajı hızlı bir şekilde erimekte. Bu kadar büyük ve gelişmiş bir şirketin sadece Kevin Costner’ı reklamlarında oynatarak Star Alliance üyesi olamayağını, bunun ciddi bir plan, program ve kurum kültürü gerektirdiği aşikardır.

Önlem alınmazsa imaj erozyona uğrayacaktır. Bir motivasyon süreci bu dönemde oldukça faydalı olur diye düşünüyorum.THY SOS veriyor, acil önlem almak gerekiyor.