Zaman geçiyor ve ben de ona karşı duramadığım için yaşlanıyorum… Bu süreç ilginç bir süreçmiş, şimdi daha iyi anlıyorum.
Neler neler oluyormuş insanın hayatında, neler gidiyor, yok oluyor, yerine neler neler geliyormuş.
Acısıyla, tatlısıyla “bir hayat” yaşıyoruz. Daha doğrusu “bir” hayat yaşıyoruz. Tekrarı, geri dönüşü olmayan, dersini yaşadıktan sonra aldığın, cezasını yaşarken çektiğin “bir” hayat.
20′li yaşlarıma kadar çok rahat bir hayat yaşadım.
Tam da 20′yi devirdiğim bir dönemde babamı yitirdim.
Hayata tam da hazır değilmişim demek ki, 20-30 arası çok zorlandım. Sıkıntılar hep üst üste geldi. Başarılı bir öğrenciyken, defalarca iyi üniversiteler kazanmama rağmen, çalışmak! zorunda olduğum için, kazanmama rağmen istediğim üniversitelerde okuyamadım.
Sonra, bu süreç askerliğimi de etkiledi, erteledim de erteledim. Bu arada evlendim. Beni inanılmaz mutlu eden ikizlerim oldu. Tam 30 yaşını devirirken askerliği de aradan çıkartmaya karar verdim, başka türlü görmemin – ne acı bir itiraftır – çok da mümkün olmadığı Şırnak’ı gördüm.
Şimdi bedelli çıktı ve benim yaş grubuma denk geliyor. İmkanım olsa faydalanırdım ama 30000 TL da iyi bir bedel, hem askere gidince daha farklı düşünüyor insan. Onu da öğrendim, daha doğrusu dünyaya başka bir gözle daha bakmayı da öğrendim.
Şimdi şöyle bir bakıyorum arkama. Bugüne kadar hiç bakmadığımı fark edip.
Neler neler kaybetmişim, ne ödünler verip ne kadar sapmalar yaşamışım hayatımda.
Eğer paralel evrenler varsa, bir yerlerde her şeyi dosdoğru yapan bir ben var mıdır acaba?
Ya da her şeyi dosdoğru yapmak mümkün müdür?
Gerçekten merak ediyorum…
İlişkilerime bakıyorum, arkadaşlarım, eşim, aslında herkes benim istediğim, benim düşündüğüm, benim birlikte yaşamayı talep ettiğim gibi olmuş, oldukları gibi kalamamışlar. Kalanlar, benle kalmamışlar…
Tam tersi de olmuş tabi ki. Ben de artık 20′lerimdeki adam değilim, onların çizgilerine yaklaşmış, onların istediği adam olmuşum.
Törpülemiş ve törpülenmişim açıkçası. Değişmişim, değiştirmişim. Doğru mu yapmışım?
Bugün aynaya baktığımda o yüzden soruyorum kendime bu soruyu: “Seni tanıyor muyum?”

